Eolie adalari, italyan adalari

Hiçbir şey klasik olamaz Sicilya’da. Masmavi bir deniz, bembeyaz kumsallar yok burada. Aksine ateş, toprak, su ve hava birbiriyle savaşıyor. Denizin koyu maviliği ürkütüyor, ateş denizin üzerinde dans ediyor. Tiren Denizi’ndeki Eolie Adaları, sonbaharda muhteşem güzellikler sunar.

Eolie, yedi adadan oluşuyor: Alicudi, Filicudi, Vulcano, Lipari, Salina, Panarea, Stromboli. Hepsi UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde. Adalara Messina yakınındaki Milazzo’dan, deniz otobüsüyle yaklaşık bir saatte ulaşılıyor. Stromboli ve Vulcano aktif yanardağlarıyla, denizde muhteşem bir gösteri sunuyor. Adalarına gitmek için en sakin dönemler eylül, ekim. Ağustosta turist doluyor ve fiyatlar birkaç kat artıyor.

Adaların hepsi volkanik ve zengin bir bitki örtüsüne sahip. Fakat aralarında bazı farklılıklar da yok değil. Eğer Lipari, Vulcano ve Panarea’nın birinde kalırsanız, bu üç ada arasında deniz ulaşımıyla günlük geziler yapabilir ya da balıkçıların düzenlediği tekne turlarıyla adalar arasında keyifli bir gün yaşayabilirsiniz. Ancak konaklama için Alicudi veya Filicudi’yi tercih ederseniz, diğer adalardan biraz uzak kalırsınız. Ve bu tarz günlük geziler hem daha pahalı hem de daha zor olur.

Alicudi: Yedi adadan en küçüğü. Tenha bir ada ve sükunet arıyorsanız ideal seçim. Otomobil, motosiklet yok. Eşekle ya da yürüyerek geziyorsunuz. Koylara teknelerle gidiliyor. Tek bir hotel var: Ericusa.

Filicudi: Otomobil yok. Tek asfalt yolu, limandan yerleşim bölgesine ulaşan yedi kilometrelik asfalt. İlginç bir Denizaltı Müzesi var. Dalgıçlar için ideal. Yegane eğlence mekanı, Lucia’nın yeri olarak bilinen, hem bar hem restoran hem pizzeria ve hem de akşamları da diskotek olan "Villa La Rosa".
/_np/2853/6542853.jpg
Vulcano: Yedi ada arasında en kalabalık olanı. Yönetmenliğini William Dieterle’nin yaptığı, Anna Magnani’nin başrolde olduğu 1950 yapımı "Vulcano" filmiyle şöhrete kavuştu. Özellikle hafta sonları Messina’dan gelenlerle dolup taşıyor. Çamur banyosu yapmak mümkün. Mutlaka "Capo Grillo"ya gidin. Dört adayı bir arada görebileceğiniz muhteşem manzarayı kaçırmayın. Öğleden sonra bir saatlik bir yürüyüşle yanardağa ulaşın. Karanlık olmadan dönmeye bakın. Akşam yemeği için tavsiyem "Don Piricuddi." Ve "Petruzzello"da nefis bir dondurma.

Lipari: En büyük, en hareketli ada. Gece hayatı renkli, hareketli. Akşam yemeği için tavsiyem "Nenzina". Guy de Maupassant’ın şeytanın içkisi olarak tanımladığı Malvasia delle Lipari tatlı şarabı ise mutlaka denenmeli.

Salina: Massimo Troisi "Il Postino" filmini bu adada çekti. Yedi adalardan en lüksü. İdeal ulaşım aracı, motosiklet. Her tarafını mutlaka turlayın. Sahillerin güzelliği karşısında büyülenip kalacaksınız.

Panarea: Bembeyaz bir ada. Kış nüfusu sadece 200 kişi. Yazın dolup taşıyor. Magazin dünyasının, politikacıların, sosyetenin mekanı oluyor, tabii ki onları görmek isteyen halk da adaya akın ediyor. Cala Junco’ya doğru bir yürüyüşü tavsiye ederim.

Stromboli: En uzak ve en romantik ada. Hálá aktif volkanı ve onunla iç içe bir yaşam hissediliyor. Yalınayak yürüyün ve geceleri de ay ışığına bırakın kendinizi. Roberto Rossellini’nin 1949’da yönettiği ve Ingrid Bergman’ın başrolde olduğu "Stromboli terra di Dio" filmiyle adını duyurdu. Denizden görülen volkanik şölen ise her şeye değer.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !